aPsi tarafından yazılmış tüm yazılar

Freud’dan Lacan’a Psikanaliz

“Tam bir gizem bozucu, put kırıcı olan Freud’un gizemlileştirilmesi, putlaştırılması, tarikatlaştırılması ve tam tersini yapmaya çalışırken benim çalışmalarımın da bu yönde kullanıma açık olması endişesi beni huzursuz ediyor.

Bu nedenle okurdan rica ediyorum; lütfen bu kitabı bilimsel bir kuramı anlamaya çalışır gibi, yani her kuramın hak ettiği şekilde eleştirelliğinizi koruyarak, zekânızı kullanarak okuyun. İnanmayın; ölçün, değerlendirin, anlayın ve en önemlisi çok daha köklü doğabilimi alanlarından öğrendiklerinizle karşılaştırarak okuyun. Çünkü sorunumuz, bilim adamı Freud’a sadakat değil liyakattir.”

Bir kaynak eser konumuna erişen Freud’dan Lacan’a Psikanaliz’in gözden geçirilmiş yeni baskısında da, dördüncü baskıda eklenen iki yeni makale bulunuyor: “Lacan’ın Avrupa Düşüncesindeki Yeri” ve “Freud’a Liyakat”. Kitabın birinci ve ikinci baskılarındaki ilk bölümler, bu baskıda art arda yer alıyor; aynı örnekler, aynı kaynaklar ama farklı bakış açılarıyla. Böylelikle, Tura’nın psikanalize bakışındaki değişimi okurun izleyebilmesi mümkün oluyor. Detaylı bilgi için tıklayınız…

Suret 7

“Elinizdeki bu sayıyı hazırlamaya başladığımızda Suruç’taki katliam henüz olmamıştı ve bu olayla birlikte karanlık bir olaylar dizisi başlamamıştı. Göz açıp kapayana kadar, olmasını hayal bile edemediğimiz, kabusvari hadiseler yaşandı. İnsan bazı şeylerin olamayacağını, kadınların, erkeklerin ve çocukların bu kadar kolay öldürülemeyeceğini düşünüyor, buna inanmak istiyor ama yanı başımızda, Irak’ta ve Suriye’de hemen her gün yaşanan vahşet dolu sahneler dibimize kadar geldi. Acılara yeni acılar eklendi. Elbette bütün bunlar üzerine düşünmeye, yazmaya, konuşmaya devam edeceğiz, devam etmeliyiz ama öte yandan bütün bu yaşananlarda adlandırılması, üzerine konuşulması, tahlil edilmesi çok zor taraflar var. Çünkü sıradan insanlar ölüyor. Bunun acısı bir tarafta, diğer tarafta ise bu tür olayların bir daha yaşanmaması için neler yapabileceğimizi düşünme zorunluluğu duruyor. Yüz yıl önceki olaylar da herhâlde böyle olmuştu; insanlar önce buna ihtimal bile vermediler, belki aşırı ihtiyatlı ve öngörülü olanlar gelmekte olanları sezdi. Ama insanların çoğu hadiselerin boyutu karşısında şaşkına dönmüş, inanamamış olmalı yaşananlara. Yüz yıl önce Ermenilerin başına gelenlerden, Ermeni Soykırımı’ndan söz ediyorum….”

Suret 6

Yeni Türkiye Sineması deyince bu sinemanın içinde yeni olanın ne olduğu sorusuna insanın aklı takılıyor. Bu fark nerede ve nasıl ortaya çıktı ve ne anlama geliyor? Bu soru röportajlarda yönetmenlerin kendi tanımlarıyla ortaya konuyor.Dosyada röportajlar dışında Yeni Türkiye Sineması’nın öncülerinden biri sayılan Tabutta Rövaşata filmi üzerinden “erkek olma” meselesi ele alınıyor ve ayrıca Lütfi Akad, Nuri Bilge Ceylan sineması tartışılıyor. Psikanalitik Diyaloglar bölümünde ise ağırlıklı olarak dürtü konusuna odaklanılıyor. Detaylı bilgi için tıklayınız…

Suret 5

Beynimizle dünya arasındaki ilişki nedir? İnsan beyninin var olan maddi dünyanın bir parçası olduğundan şüphemiz yoksa şayet, tam da bu durumun yarattığı koşullar altında beyin ve “benlik” ve beyin ve “özne” nasıl ilişkilenmektedir? Nörobilim alanındaki güncel gelişmeler psikanalitik düşüncenin bilinçdışı kavramını ortadan kaldırmak şöyle dursun, bir anlamda onu desteklemektedir; nörobilimin kendisi, psikanalizin bilinçdışı kavramıyla aynı anlamda kullanılmasa bile, bir tür “bilinçdışı,” “bilinçli olmayan” kavramına başvurmak zorunda kalmaktadır.
Detaylı bilgi için tıklayınız…

Suret 4

Örtü fikri, yaşadığımız toplumda gündelik politik tartışmaların parçası olmasının ötesinde bir takım farklı anlamlara da işaret ediyor. En başta bilinç ve bilinçdışı arasındaki bölünme bir tür örtü, örtme, gizleme değil mi? Ve buna mukabil örtünün arkasında ne olduğuna dair bir merak ortaya çıkmıyor mu? Çocuksu cinsellik bu merakının peşinden giden küçük araştırmacının maceralarını içermiyor mu? Geceleri kapalı kapıların ardında neler olduğu, cinsel ilişki eyleminin neye benzediği, cinsiyetler arası anatomik farkların anlamı ve bir bütün olarak bu karanlık kıtanın keşfi örtü fikrinden ayrı tahayyül edilemez herhâlde. Ama hemen bir tuzak baş gösteriyor: Ya örtünün altında hiçbir şey yoksa, ya örtü sadece arkasında bir şey olduğu yanılsamasından başka bir şey değilse! İşte bu sayıda örtünün olası anlamlarını araştırıyoruz. Kadının başını örttüğünde ne anlama geldiği ile başlayıp metaforik anlamlarına kadar uzanan bir yelpazeyi gözden geçiriyoruz. Örtü bizi hiçlikle yüzleşmenin travmasından koruyorsa bu hiçliğe yaklaşmanın herhangi bir yolu olabilir mi? Örtü ve hiçlik arasına neden “kadın” yerleştiriliyor? Politik alanda örtü fikri hangi ideolojik anlamlara bürünüyor? Detaylı bilgi için tıklayınız…

Suret 3

Bu sayıda güncel psikanalitik tartışmalarda önemli bir yer teşkil eden ilişkisel psikanaliz konusunda kapsamlı değerlendirmeleri içeren bir dizi yazı bulacaksınız. Suret Dergisi olarak psikanalizin hemen her alanındaki gelişmeleri ele almak amacında olduğumuz için bu sayıda belirli bir konuya, İlişkisel psikanalize,odaklanmaya karar verdik. Elinizdeki dergide yer alan yazılar Boğaziçi Üniversitesi Klinik Psikoloji Doktora Programı’nda Güler O. Fişek’in gözetiminde yürütülen ve ortaya çıkan tartışmaların sonucudur. Bu tartışma süreci psikanalizin dönüşümünden, analist analizan ilişkisinin farklılaşmasına, terapötik tekniğin içeriğinden analistin konumuna, post-modernizmden feminizme pek çok alanı kapsamaktadır. Ayrıca nörobilimsel bulguların analitik süreç üzerindeki etkileri ve bu iki disiplinin karşılaşmasının olası sonuçları ele alınmaktadır. Dergideki yazılar ilişkisel psikanalizi ele alırken bu yeni yaklaşıma karşı eleştirel olmayı ihmal etmemektedir. Psikanalizin yüz yılı aşkın sürelik birikiminin şu ya da bu yönde yoluna devam etmesi, ancak bu klinik ve kuramsal birikimin içinden mümkün olabilir. Bu sayıyı oluştururken amacımız halihazırdaki mevcut durumun bir bilançosunu çıkarırken güncel psikanalitik tartışmaları okurun gözleri önüne sermektir. Detaylı bilgi için tıklayınız…

Suret 1

SURET Çıkarken… Suret – Psiko Kültürel Analiz Dergisi ile psikanaliz ve diğer disiplinler arasındaki eksik bir halkayı tamamlama niyetindeyiz. Suret dergisinin amacı psikanalizi diğer disiplinlerle (felsefe, sosyoloji, sanat, edebiyat, antropoloji, feminizm, film eleştirisi, eleştirel kuram, nörobilim, queer kuram vb.) birlikte okuyarak yeni bir alan açmaktır. Derginin uzun soluklu ve yüksek nitelikli olması ise bir diğer amacımız. Derginin yayın kurulunda Yavuz Erten, Bülent Somay, Saffet Murat Tura, Hakan Kızıltan, Bilgin Saydam, Işıl Ertüzün ve Hakan Gürvit gibi kendi alanlarında çok değerli katkıları olan kişiler yer almaktadır. Danışma kurulunda ise Ali Akay, İskender Savaşır, Murat Paker ve Orhan Koçak gibi yine önemli çalışmaları olan kişiler bulunmaktadır. Derginin ilk sayısının dosya konusu Marilyn Monroe, keyifle okumanız dileğiyle. Detaylı bilgi için tıklayınız…

Suret 2 (Psiko Kültür Analiz)

SURET Çıkarken… Suret – Psiko Kültürel Analiz Dergisi ile psikanaliz ve diğer disiplinler arasındaki eksik bir halkayı tamamlama niyetindeyiz. Suret dergisinin amacı psikanalizi diğer disiplinlerle (felsefe, sosyoloji, sanat, edebiyat, antropoloji, feminizm, film eleştirisi, eleştirel kuram, nörobilim, queer kuram vb.) birlikte okuyarak yeni bir alan açmaktır. Derginin uzun soluklu ve yüksek nitelikli olması ise bir diğer amacımız. Derginin yayın kurulunda Yavuz Erten, Bülent Somay, Saffet Murat Tura, Hakan Kızıltan, Bilgin Saydam, Işıl Ertüzün ve Hakan Gürvit gibi kendi alanlarında çok değerli katkıları olan kişiler yer almaktadır. Danışma kurulunda ise Ali Akay, İskender Savaşır, Murat Paker ve Orhan Koçak gibi yine önemli çalışmaları olan kişiler bulunmaktadır. Derginin ilk sayısının dosya konusu Marilyn Monroe, keyifle okumanız dileğiyle. Detaylı bilgi için tıklayınız…

Karanlık Odadaki Suretler

Kamera kelimesi Latince “camera obscura”dan (karanlık oda) köken alır. Bu karanlık odanın çağrışımları, bizi sinema salonunun bir karanlık oda oluşuna götürür. Zihnin de bilinçdışı katmanlarıyla bir karanlığı vardır.

Ruhsallık kendini sinemanın karanlık odasında bulduğu zaman, iç perdesindeki imgeler sinema salonunun perdesindekilerle alış verişe girer. Psikanalistler ve yönetmenler karanlık odadaki suretlerle konuşabilen alacakaranlık figürlerdir.

Yavuz Erten bu kitabında karanlık odalardaki öyküleri çeşitli açılardan ele alarak okuyucuyu insanlığın temsili dünyasında dolaştırıyor. Bu gezinti okuyucuya özne oluş ve öznellik; aşk, ilişki ve oyun; yalnızlık, birliktelik ve ikizlik; cinsellik ve savaş; kurgu, düş ve düşlem kavramlarının üzerine tekrar düşündürten bir yol katettiriyor.

Şeyh ve Arzu

Metis Ötekini Dinlemek dizisinin editörü, Günümüzde Psikoterapi ve Freud’dan Lacan’a Psikanaliz kitaplarının yazarı psikiyatr Saffet Murat Tura’nın bu kitabı, “Bu dünyada esas şaşırtıcı olan varlıktır” sözüyle açılıyor ve “Şeyh ve Ayna”, “Bir Ses Gelseydi Eğer”, “Doğmak ve Ölmek”, “Deli Dumrul ve Dünyeviliğin Ötesi”, “Türk ve Müslüman Olmak”, “Solaris” ve “Üçüncü Sır” yazılarını kapsıyor. Kitabı hakkında şöyle diyor yazar:

Şeyh ve Arzu dünyevilik ve uhrevilik, gündeliklik ve aşkınlık, inanç ve vicdan, tanrısallık ve ölüm gibi psikanalizi olduğu kadar dinsel düşünceyi de yakından ilgilendiren sorunlar hakkındaki yazılardan oluşuyor. Bu yazıları bir araya getirmemdeki amaç, insanı belli bir kültürel oyun içinde sorunsallaştırma, ona bu oyunun gündelikliğinin dışından, belli bir mesafeden bakabilme isteğidir. Bu yüzden buradaki kavrama çabası kültürel kimlik sorunlarından varoluşsal çatışmalara, oradan da varlığın mahiyeti sorusuna doğru evriliyor. Bu kitap eğer günümüz insanı gibi gündelikliğe teslim olmuş bir okurda evren karşısındaki çocuksu hayranlığı yeniden uyandırabilmişse vazifesini yerine getirmiş sayılmalıdır.” Kitap hakkında detaylı bilgi için tıklayınız…